Devlet Bahçeli'den Kurban Bayramı paylaşımda Gazze ve Tahran mesajı

Mayıs 26, 2026 - 14:08
 0  0
Devlet Bahçeli'den Kurban Bayramı paylaşımda Gazze ve Tahran mesajı
Devlet Bahçeli'den Kurban Bayramı paylaşımda Gazze ve Tahran mesajı

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kurban Bayramı mesajında Gazze ve Tahran’daki sivillerin yaşadığı acılara dikkat çekerek, "Çaresiz kadınların, boynu bükük çocukların, mahzun yaşlıların gözyaşları insanlığımızı sınamaktadır." dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kurban Bayramı dolayısıyla yazılı bir mesaj yayımladı. 

 

Mesajında kurban ibadetinin manevi derinliğine işaret eden Devlet Bahçeli, kurbanın nefis terbiyesi, teslimiyet, takva ve Cenab-ı Hakk’ın rahmetiyle kemale eren ilahi bir hikmet olduğunu vurguladı.

 

Bayramların sadece sevinç günleri değil, aynı zamanda birer nefis muhasebesi ve yardımlaşma dönemi olduğunu belirten Bahçeli, "Bayram, yalnızca gülen yüzlerin değil; yüzü gülsün diye bekleyenlerin de bayramıdır." ifadesini de kullanan Bahçeli, dünya genelinde ve İslam aleminde yaşanan acılara dikkat çekerek özellikle Filistin ve bölgedeki insani drama değindi.

 

Bahçeli, mesajında şunları kaydetti;

 

"Rahmet kapılarının ardına kadar açıldığı, gönüllerin yumuşadığı, kardeşlik bağlarının kuvvetlendiği; fedakarlığın ibadetten, paylaşmanın imandan, vefanın ihlastan filizlendiği mübarek Kurban Bayramı’na bir kez daha kavuşmanın huzuru ve şükrü içerisindeyiz. Kurban; nefsin terbiyesi, kalbin tezkiyesi, ruhun tekamülü, mülkün hakiki malikinin Cenab-ı Allah olduğunun idraki ve mümin kimsenin bu idrakle kardeşinin derdine ve duasına iştirak etmesidir. Kurban; teslimiyetle takvayı, tevazuuyla tevekkülü, tefekkürle teberruyu aynı mana ikliminde buluşturan kutlu bir ibadettir. Kurban; Hz. İbrahim’in sadakatinde sınanan imanın, Hz. İsmail’in teslimiyetinde tecelli eden rızanın ve Cenab-ı Hakk’ın rahmetiyle kemale eren ilahi hikmetin kutlu hatırasıdır.

 

Bugün bir bayram olarak gönüllerimizi bir araya getiren bu büyük imtihan, insana; sahip olduklarının emanet olduğunu, kulluğun özünde kanaatin ve itaatin bulunduğunu, Hakk’a yakınlaşmanın ise ancak sebat ve samimiyetle mümkün olduğunu hatırlatmaktadır. Bayramlar, milletimizin kadim irfanında yalnızca aynı sofrada buluşulan sevinç günleri değil; aynı zamanda nefis muhasebesi, kalp murakabesi, düşküne merhamet ve dostla muhabbet günleridir. Dargınlıkların son bulduğu, kırgınlıkların tamir edildiği, sofraların genişlediği, duaların semaya yükseldiği bu mübarek günler; bizi birbirimize bağlayan manevi harcın ne denli sağlam olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.

 

"GAZZE VE TAHRAN'DAKİ MAZLUMLARIM AHI İNSANLIĞI SINAMAKTADIR"

 

Bugün bizlere düşen, bayramın manasını yalnızca kendi hanelerimize hapsetmemek; bu mübarek iklimi yetimin başını okşayan ele, yoksulun sofrasına uzanan lokmaya, yaşlının duasını alan güler yüze, yalnızın kapısını çalan muhabbete dönüştürmektir. Çünkü bayram, yalnızca gülen yüzlerin değil; yüzü gülsün diye bekleyenlerin de bayramıdır. Bayram, yalnızca varlık içinde şükredenlerin değil; yokluk içinde sabredenlerin de hatırlanmasıdır. İslam alemi ve cümle insanlık bugün ağır imtihanlardan geçerken bayramların kıymeti ve mahiyeti katlanmaktadır. Gönül ve kültür coğrafyalarımızda mazlumların ahı göğe yükselmekte; Tahran’da ve Gazze’de çaresiz kadınların, boynu bükük çocukların, mahzun yaşlıların gözyaşları insanlığımızı sınamaktadır.

 

Nice Müslüman şehirlerde bayram sabahlarında hüzünler sevinçleri, kayıpların hatırası kavuşmaları, yarınların üstüne çöken endişe bulutları huzur arayışlarını gölgelemektedir. Masumların üzerine yağan bombalar, yıkılan yuvalar, öksüz ve yetim kalan yavrular, evlat acısıyla yürekleri dağlanan ana ve babalar, çağımızın en ağır imtihanlarından biridir. Böylesi bir çağda Kurban Bayramı’nın bize söylediği söz daha açıktır: İnsan, yalnızca kendi huzurunu inşa etmekle değil; komşu coğrafyanın acısını gördükçe, mağdurun çığlığına kulak verdikçe, garibin suskunluğundan anladıkça, kimsesizin duasına nail oldukça insandır.

 

“TÜRKİYE SAĞDUYU VE DİPLOMASİNİN ÖNCÜSÜ OLMAYA DEVAM EDECEK”

 

Bireyden millete, milletten devlete sirayet eden bir silsile ile bugün Türkiye Cumhuriyeti’ne düşen tarihi sorumluluk da bu derin medeniyet hikmetinden ayrı düşünülemez. Türkiye Cumhuriyeti; bölgemizde yükselen her gerilim karşısında sağduyuyu, sükûneti, diplomasiyi, adil ve kalıcı barış maksadını sürdürmeye; tarihi ve kültürel mirası ile büyük devlet sorumluluğunun tabii gereği olarak kararlılıkla devam edecektir. Yeryüzünde zulmün baki kalmayacağına, haksızlıkların sonsuza kadar hüküm sürmeyeceğine, mazlumun ahının yerde kalmayacağına iman ediyoruz.

 

Annesinin şen gülüşleriyle değil bomba sesleriyle uyanan bir çocuğun gözyaşı, evladını bağrına basmak yerine toprağa veren bir annenin bakışı, ailesini koruyamamanın ağırlığı altında ezilen bir babanın çaresiz bakışı; çağların en gür hitabından daha tesirli, en pahalı taçlarından daha ağır, en sert ordulardan daha sarsıcıdır.

 

Bu mübarek Kurban Bayramı’nda dualarımız; yalnız kendi milletimizin, kendi yurdumuzun, kendi hanelerimizin huzuru için değil; hakkı çiğnenenlerin esenliğe erişmesi, zulme mahkûm edilenlerin emniyete kavuşması, beşeriyetin erdemle yeniden ihya olması üzerinedir. Bu duygu ve düşüncelerle; aziz şehitlerimizin muhterem ailelerinin, kahraman gazilerimizin, aziz milletimizin, Türk-İslam aleminin ve gönül coğrafyalarımızdaki bütün kardeşlerimizin mübarek Kurban Bayramı’nı en kalbi duygularımla tebrik ediyorum. Bayram vesilesiyle, sevdiklerine ve ailelerine kavuşmak için yollara düşecek vatandaşlarımızın sağlıkla, huzurla ve güven içinde ulaşmalarını diliyorum. Rabbim kestiğimiz kurbanları kabul, dualarımızı makbul, kardeşliğimizi daim eylesin. Bayramımız; gönüllerimize dirlik, hanelerimize düzen, milletimize dayanışma, devletimize devam, mazlum coğrafyalara derman getirsin. Kurban Bayramımız mübarek olsun."

What's Your Reaction?

Like Like 0
Beğenme Beğenme 0
Love Love 0
Funny Funny 0
Angry Angry 0
Sad Sad 0
Wow Wow 0