Eski Bakan öldükten sonra 155'e yapılan ihbar ortaya çıktı. "Hakimin, savcının görmesi lazım"

Aralık 4, 2026 - 11:22
 0  0
Eski Bakan öldükten sonra 155'e yapılan ihbar ortaya çıktı. "Hakimin, savcının görmesi lazım"
Eski Bakan öldükten sonra 155'e yapılan ihbar ortaya çıktı.

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüyle ilgili gözaltına alınan doktorun, olay günü 155 hattına yaptığı ihbar ortaya çıktı.

"Süleymancılar" olarak bilinen cemaatin lideri Alihan Kuriş ve beraberindekilere yönelik soruşturma, eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüyle ilgili dosyanın raftan indirilmesine ve mirasının yeniden gündeme gelmesine neden oldu.

 

Soruşturmada son olarak doktor Nurettin Demirkol "yalan tanıklık" suçlamasıyla gözaltına alındı. 

 

Demirkol'un olay günü 155'i arayarak yaptığı ihbarın ayrıntıları da ortaya çıktı.

İhbara ilişkin çözüm tutanağında ilk telefon görüşmesinin saat 00.29'da gerçekleştiği görüldü.

 

155 operatörünün telefonu açmasının ardından ihbarcının kendisini "Ben doktor Nurettin Demirkol." sözleriyle tanıttığı, "aile hekimi olduğu bir hastasının ani şekilde hayatını kaybettiğini" söylediği yer aldı.

 

Demirkol'un, “Aile hekimi olduğum bir hastam var, ani olarak vefat etmiş. Hükümet tabibinin görmesi gerekiyor. Belki muhtemelen ölüm nedeni belli değil, hakimin savcının görmesi gerekiyor.” ifadesi tutanağa girdi.

 

Demirkol'dan adres istenmesi üzerine, açık adresi bilmediğini söylediği, bunun üzerine operatörün, jandarma sorumluluk alanı olabileceğinden "156'yı araması gerektiğini" söylediği ve telefon görüşmesinin bittiği belirtildi.

 

Demirkol'un birkaç dakika sonra 155'i tekrar arayarak, "Biraz önce aramıştım, Doktor Nurettin Demirkol, vefat eden biriyle alakalı..." dediği, jandarmayla görüştüğünü ancak bölgenin polis sorumluluk alanında olduğunun kendisine söylendiğini belirterek, yeniden 155’ten yardım istediğine tutanakta yer verildi.

 

Tutanağa göre Demirkol, operatörün "Burada şüpheli ölüm konusu mu var?" sorusuna "Şüpheli, beklenmedik ani bir ölüm, beklenmedik, şüpheli ani bir ölüm..." şeklinde cevap verdi. ALİHAN KURİŞ'İN DAYISIYDI

Denizolgun, Kuriş'in dayısıydı ve 2016 yılında İstanbul'un Beykoz ilçesindeki evinde ölü bulunana kadar cemaati o yönetiyordu.

 

Eski Bakan öldüğünde başa, “oy birliğiyle” Alihan Kuriş geçirildi. Kuriş, o gün şu konuşmayı yaptı:

 

"Madem ki dünya hayatı devam ediyor, o zaman İslam dini devam edecektir. Madem ki İslam dini kıyamete kadar devam edecek, o zaman hizmetlerimiz yani Allah’ın dinine, kitabına hizmet kıyamete kadar devam edecektir.

 

Bu gemiyi karaya oturtabilmek için bunların akıllarından geçen her adiliğe olur verecekleri de şüphesizdir.

 

Yolumuz din-i İslam’ı, ümmeti, milleti, devleti savunmaya, korumaya ve bu değerlere hizmet etmeye devam edecektir. Vatan hainlerine, din düşmanlarına, bozuk akımlara, devleti yıkılışa götüren üzeri örtülü planlara set olmaya devam edecektir."

2026 yılına gelindiğinde Kuriş ve beraberindekiler, “Çıkar amaçlı suç örgütü yöneticiliği”, “Nitelikli dolandırıcılık”, “Vergi Usul Kanunu'na muhalefet”, “Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” gibi suçlamalarla gözaltına alınarak tutuklandı.

 

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, bu operasyonun üzerinde bir süredir çalıştıklarını belirterek mali yapıya ilişkin şu bilgileri verdi:

 

"2016 yılında akımın başına geçti. Akımın başına geçmesiyle birlikte faaliyetler daha gizlilik içerisinde büyümeye başladı. Almanya'nın Köln şehrinde büyük bir merkez yapıyorlar. Bu bina bittiğinde faaliyetlerinin tamamını oraya kaydıracağını da biliyoruz.

 

Örgütün suç kaynaklarına yönelik olarak bir operasyondu. Epeydir üzerinde çalışıyorduk. İlerleyen günlerde operasyonun neticeleri daha açık bir şekilde ortaya çıkmış olacak."

 

Bu sırada Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüyle ilgili dosya da raftan indirildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, yapılan otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddia ve şikayetler olduğunu bildirdi.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Alkan tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda da ölüm, “şüpheli” bulundu.

 

Raporda 2016 yılında gerçekleştirilen otopsiye ait 145 fotoğraf ve video görüntüsü, dönemin Adli Tıp Kurumu raporları, kriminal incelemeler, olay yeri kayıtları, tanık ifadeleri, 19 Ağustos 2026 tarihli fethi kabir tutanağıyla soruşturma dosyasındaki diğer adli tıbbi belgeler birlikte değerlendirildi.

 

Denizolgun'un otopsi fotoğrafları ve video kayıtlarında, sağ meme alt kısmından göğüs ortasına doğru sıralanan 4 ayrı morluk bulunduğu belirtildi.

 

Bu morlukların altındaki dokularda da kanama görülmesinin, bu lezyonların ölümden önce meydana geldiğini gösterdiği raporda yer aldı.

 

“YASTIKLA BOĞULMUŞ OLABİLİR”

 

Lezyonların büyüklüğü ve göğüsteki yerleşimleri dikkate alındığında, bir kişinin göğse diziyle basıp ağız ve burnu bir yastıkla kapatarak nefessiz bırakması şeklindeki bir ölüm mekanizmasının mümkün olduğu değerlendirmesine de raporda yer verildi.

 

Raporda, mevcut bulgular ve otopsi tarihindeki ileri derecedeki çürüme durumu göz önünde bulundurulduğunda, Denizolgun'un ağız ve burnunun kapatılması suretiyle kasten öldürülmüş olma ihtimalinin bilimsel ve objektif olarak dışlanmasının mümkün olmadığı ifade edildi.

Doktor Nurettin Demirkol, 26 Ağustos'ta savcılıkta tanık sıfatıyla ifade verdi.

 

Demirkol maktulün özel doktoru olmadığını, Hisar Hastanesi'ne geldiğinde birkaç kez kendisini muayene ettiğini, olay günü hariç çiftliğe hiç gitmediğini söyledi.

 

Durumdan nasıl haberdar olduğu sorusuna Demirkol, "Olayın üstünden çok zaman geçtiği için beni kimin aradığını hatırlamıyorum. Saati tam hatırlamamakla birlikte hava kararmıştı, geceydi. Beni aradıklarında ne söylediklerini tam olarak hatırlamıyorum. Ben tek başıma çiftliğe gittim. Muhtemelen bana konum yollamışlardır. Ancak kim nasıl konum yolladı olayın üzerinden çok zaman geçtiği için hatırlamıyorum." yanıtını verdi.

 

Olay yerine gittiğinde sadece kişinin vefat ettiğini söylediğini, "şüpheli" gibi bir değerlendirme yapmadığını ifade eden Demirkol, sağlık ekibi ve polisleri kimin ve saat kaçta aradığını bilmediğini ileri sürdü

 

Demirkol, olay saatinde uykusuz ve yorgun olduğunu, tutanakta neden özel doktoru yazıldığını bilmediğini savunarak, maktul ile özel hasta doktor ilişkisi olmadığını ifade etti.

 

Nurettin Demirkol hakkında "yalan tanıklık" suçundan soruşturma başlatıldı.

 

Demirkol, gözaltına alındı.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Alihan Kuriş ile diğer şüpheliler hakkındaki soruşturmanın “Adam öldürme” suçlamasıyla sürdüğünü duyurmuştu.

 

“Beyin kanaması nedeniyle doğal ölüm” raporu altında imzası bulunan doktorlar ve önce “Otopsi video kaydı yok.” diyen, sonra da “Kayıt vardır.” şeklinde ifade veren Adli Tıp Kurumu idarecisi hakkında da “Resmi belgede sahtecilik” suçundan soruşturma başlatılmıştı.

 

Soruşturmanın bir diğer ayağını ise otopsi görüntülerinin varlığına ilişkin Adli Tıp Kurumu yazışmaları oluşturuyordu.

 

Başsavcılığın farklı tarihlerde ilettiği taleplere önce “Kayıt bulunmadığı” yanıtının verildiği, daha sonra ise “Görüntüler mevcut” denilerek dosyaya gönderildiği aktarılmıştı.

 

Bazı görevliler hakkında “resmi belgede sahtecilik” iddiasıyla inceleme yürütülürken, fethi kabir sonuçları, HTS kayıtları, ilk müdahaleye ilişkin polis kayıtları ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ile yapılan yazışmalar da soruşturmada değerlendirilecek.

What's Your Reaction?

Like Like 0
Beğenme Beğenme 0
Love Love 0
Funny Funny 0
Angry Angry 0
Sad Sad 0
Wow Wow 0